Bir şehirde nefes almak artık lüks haline gelmişse, bu lüksü sadeleştirmenin yollarını hep birlikte aramalıyız. Betonlar arasında sıkışmış çocukların gölgesinde soluklanacağı bir ağaç bile yoksa, o şehirde gelişimden söz etmek boş laftan ibarettir. İşte bu yüzden, radikal ama bir o kadar da gerekli bir önerim var:
Her esnaf, dükkanının önüne bir ağaç dikmeli.
Bu sadece bir çevrecilik çağrısı değil; şehir estetiğini, insan psikolojisini ve sosyal sorumluluğu bir araya getiren küçük bir devrimdir. Kaldırımda yürürken yanından geçtiğimiz kuru duvarlar yerine, kök salmış bir hayat görmek… Bu, hem biz insanlar hem de geleceğimiz için bir ihtiyaçtır.
Ancak sadece dikmek yetmez. O ağacın bakımı, sulaması, kuruyan yapraklarının temizlenmesi… Tüm bunlardan dükkan sahibi sorumlu olmalı. Tıpkı vitrinini temizlediği, kepengini açtığı gibi, ağacına da her sabah selam vermeli.
Denetim ve Yaptırım Şart
Bu işin caydırıcılığı da olmalı. Eğer bir dükkan önündeki ağacı ihmal ederse, idari para cezası uygulanmalı. Ve bu durum tekrar ederse, belediye o iş yerinin ruhsatını iptal etmeli. Zira ağaç bakamayan, çevresine duyarsız bir zihniyetin, şehir hayatında bir yeri olmamalı.
Bu sistem aynı zamanda dükkanlar arasında bir fark yaratır. Kimileri sadece alışveriş yaptığınız yer olarak kalır, kimileri ise o ağacın gölgesinde oturup dinlendiğiniz, çocuğunuza meyvesini kopardığınız anılarla dolu olur.
Birlikte Güzelleşen Şehirler
Bugün attığımız bu küçük adım, yarının büyük farkına dönüşebilir. Esnaf ağacını korudukça, sokaklar serinler, kuşlar gelir, insanlar tebessüm eder. Herkes kazançlı çıkar.
Belki de bir gün şehirlerimizi bu ağaçlarla haritalandırırız. “Ahmet Amca’nın nar ağacı, Ayşe Teyze’nin dutu, kasabın fıstığı…” diye.
Kök salalım. Hem toprağa hem de vicdanımıza.
WHATSAPP İHBAR
