Midyat’ta Konut Tasarımları: İhtiyaca Değil Ranta Göre Şekillenen Bir Mimari Sorun

Midyat son yıllarda hızlı bir yapılaşma sürecine girdi. Ancak bu süreçte evlerin mimari kalitesi, insanların ihtiyaçları ve yaşam alışkanlıkları neredeyse tamamen göz ardı edilmiş durumda. Ortaya konulan dairelere baktığımızda ister yeni olsun ister eski, çoğunun “kullanışlılık” yerine “maksimum metrekare satışına” göre şekillendiğini görmek hiç de zor değil. Sanki ne müteahhitler ne de mimarlar bu evlerin içinde bir gün insanların yaşayacağını hesaba katıyor.

Bugün Midyat’ta birçok dairenin kapısını açtığınızda, daha ilk adımda sizi karşılayan manzarayla durumu özetlemek mümkün: Karşınızda ya tuvalet ya da banyo. İnsanların mahrem olması gereken bir alanın, daireye giren yabancıyla burun buruna gelmesi hem estetik açıdan rahatsız edici hem de kültürel olarak uygun olmayan bir durum. Oysa konut mimarisinin en temel kuralı, yatak odası, banyo ve tuvalet gibi “özel yaşam bölümlerinin” dairenin arka kısmında olması gerektiğidir. Giriş bölümü ise misafirin karşılanacağı alan olmalıdır.

Bir daire planlanırken öncelikle işlev ön planda olmalıdır. Kapının hemen yanında ayakkabılık koyacak bir alan olmalı; o alan yoksa insanlar ayakkabıları nereye sığdırsın? Çoğu dairede kapı, neredeyse duvara sıfır yerleştirilmiş durumda. Aynı şekilde, içeri girer girmez bir vestiyer alanının olması gerekir. Montlar, ayakkabılar, çantalar… Bunların hepsi ev düzeninin bir parçasıdır. Fakat birçok dairede vestiyer konulacak bir duvar bile düşünülmemiş.

Mutfak meselesine gelince… Midyat’ta mutfak bir yaşam alanıdır. Ev içi sohbetlerin, aile buluşmalarının, misafir hazırlıklarının yapıldığı yerdir. Buna rağmen daracık, adeta bir dolap gibi sıkıştırılmış mutfaklarla karşılaşıyoruz. Kültüre, alışkanlıklara ve kullanım gerçekliğine tamamen ters bir yaklaşım.

Balkonlar da benzer şekilde kullanışsız tasarlanıyor. Bir metrelik genişlikte, üç metrelik uzunlukta balkonların neye hizmet ettiği ayrı bir tartışma konusu. Midyat iklimi ve yaşam tarzı düşünüldüğünde, en az 2.5 metreye 4 metre gibi alanlar standardın altı sayılmalıdır.

Bir başka sorun da bina girişleri… Bazı binalarda giriş kotu o kadar yüksek tutuluyor ki yaşlı bir kişinin inip çıkması neredeyse mümkün değil. Bir bina, sakinlerinin günlük hayatını kolaylaştırmak için yapılır; zorlaştırmak için değil. Girişin yerden en fazla 50 santimetre yukarıda tutulması hem şıklık hem de fonksiyon açısından en ideal çözümdür.

Çevre düzenlemesi konusu ise adeta kanayan yara. “Anahtar teslimi” diye sunulan binaların çevresi çamur içinde, aydınlatması eksik, temizliği yapılmamış şekilde teslim ediliyor. Müteahhit binayı bitirdiği gün işini tamamlamış sayıyor; çevre düzeni ve peyzaj sanki lüksmüş gibi davranılıyor. Oysa bir binayı bina yapan, sadece duvarları değil çevresidir.

Otopark ve çocuk oyun alanlarının iç içe yapılması da çokça sorun yaratıyor. Çocuk oyun oynarken araca zarar gelse kavga çıkar, araç geçerken çocuk tehlikeye girer. Bu iki alanın birbirinden ayrı planlanması olmazsa olmaz bir güvenlik ilkesidir.

Yüksek katlı binalarda yangın merdivenlerinin eşya deposuna dönüşmesi ise hem tehlikeli hem de hukuka aykırıdır. Yangın merdiveni, acil durum içindir; kimse bu hayati alanı depo olarak kullanmamalıdır. Ancak birçoğunda koltuklar, dolaplar, eski hurdalar görmek mümkün.

Ve Midyat’ta gördüğüm en gereksiz uygulamalardan biri: Bahçe duvarlarına çekilen dikenli teller. Bina giriş kapıları zaten gün boyu açık tutulurken, dikenli tel yalnızca hayvanlara zarar verme riski taşır. Güvenlik sağlamadığı gibi şehir estetiğine de zarar verir.

Sonuç olarak Midyat’ta konut üretimi, gerçek ihtiyaçlardan uzak, plansız ve aceleci bir anlayışla ilerliyor. Bu kentte yaşayan insanlar daha işlevsel, daha güvenli ve daha estetik yaşam alanlarını fazlasıyla hak ediyor. Mimarların kullanıcı odaklı tasarıma, müteahhitlerin ise kalite ve sorumluluk bilincine yönelmesi artık bir zorunluluktur. Aksi halde bu şehirde evler, yuva olmaktan çıkıp yalnızca “satılık daire” tabelası taşıyan kutulara dönüşmeye devam edecek.

Giriş Yap

MiDYAT HABER ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!